kabuslarla yaşıyorum.

26 Aralık 2011 Pazartesi

evimizde yaşlı bir teyze misafir. her sabah bana kaçta yattığımı belirtiyor. 
"bu gece üçte yattın, farkettim." ettiysen ettin. "bu gece arkadaşınla pek hoş sohbettin." öyleydik elhamdülillah. bu gecelik ona bu zevki yaşatmamak için ister inanın ister inanmayın 9.12 geçe yatağa girdim. rüyamda gitmediğim yer, görmediğim tuhaflık kalmadı. 

en son gördüğümden başlıyorum. arada atlayacağım.

rüyamda almanyaya gitmiştim. ama böyle bir okulda bir şeye katılmak içinmiş. almanyaya, hatta şehrine bile gidiyorum. okulun etrafında gezineyim diyorum. taksiye biniyorum. taksi de az tutuyor şaşırıyorum. ama taksinin içinde ben şimdi hangi şehrindeyim diye sorguluyor, sorguluyor sorguluyorum ama bir türlü aklıma gelmiyor. dahası aklıma gelmediğinden değil, resmen hangi şehre gittiğimi bilmiyorum. bilmem ne üniversitesi neredeydi diyorum. hatta hangi eyaletindeyim onu bile bilmiyorum. şehir çok yeşil. ve gotik mimari hakim. sokaklarını iyi aklıma kazıyayım çünkü adres vermeye kalksam asla bilmiyorum. taksiden indikten sonra geldiğim yer hem tarihi hem turistik. çınarağaçları falan da var. resmen bizim çengelköy çınaraltının daha kompleks hali. bir sürü geçkilerle bir sürü ağaçların altında oturma elemanları olan kafelerden geçiyorum. diyorum ki büşra burayı görseydi almanyadan hiç dönmezdi her halde. sonra oradan geçiyorum, daha aydınlık, ağaçların uzakta olduğu ve bana gölge etmediği yollardan geçiyorum. uzakta deniz veya nehir var. bir su manzarası. ve deniz seviyesinden yüksekte olduğumuz aşikar. çünkü sokağın bir tarafı uçurum. kale kapısı gibi bir yer var. oradan geçerken öyküm diye bir arkadaşımı görüyorum. kendisi ilkokul arkadaşım. mezun olduktan sonra bir defa bile görüşmedik. fakat rüyamda selamlaşıyor, hatta sarılıyoruz. dünya ne kadar küçük? seni bizim evin orda göremiyorken almanyada görmek... görsem belki tanımazdım ama burda tanıdım da... sonra şehrin ismini merakımdan dolayı insanlara bakıyorum. türk arıyor gözlerim ki bana yardımı olsun. bir kaç çocukla türkçe konuşuyorum. bakkal buluyorum. bakkaldaki kadın türk, belli. başı kapalı çünkü. tam konuşucam. uyanıyorum.

diğer rüya karadenizde bir yerde geçiyor. rize veya artvin. veya trabzon diyeceğim ama trabzonda hiç o kadar koyu yeşil görmüş değilim.  muhtemelen daha önce de rüyamda gittiğim bir yere gene gitmeye kalkışmışız. bu sefer rüyamda babam, kız kardeşim, halam ve kuzenim de var. rüya ağaç gölgesinin karanlığından görülmüyor. müthiş bir rutubet ve karanlık ve dahi esrar var rüyada. bir tane ev. daha önce gidip kaldığımız ve çok memnun kaldığımız eve benziyor. o değil, eminiz ama çok benziyor. sahibi bir kadın. sohbete başladığımız için elimiz mahkum biraz. etrafında dolaşıyoruz. evin iki tarafından da çay akıyor. çay dediğim hani yüksek dağlardan sızıntı gibi olur böyle tam dere gibi değil, balık yüzmez o derinlikte. ama hep ıslak olur falan. diyorum ki bu kadın burada nasıl yaşıyor. evin içi desen bir esrarengizlik var. içine girmişim. tüm duvarlar perde kaplı. kapıyı kapatıp çıkacağım ama perde takıldı. perdeyi kurtarmak için rüyamda terledim o derece. 

başka bir rüya. gene aynı karanlık ve ıslaklıkta. gene tatile çıkmışız. benzer bir yer ama kaplıcası var. kaplıcaya giriyoruz. su tuhaf tabii ki. gereksiz soğuk veya gereksiz sıcak. hava ile uyumsuz. sonra sudan çıkıyorum. bir dahaki girişimde dalış yapmaya niyetliyim fakat içimizden birisi suyu beğenmediği için havuzu boşaltmış. diyorum ki iyi ki farkettim. etmeseydim çakılacaktım. 

falan filan. bir daha teyze içinmiş, anne yat dediği içinmiş. erken yatan 2 boyutlu olsun. 

Bu kayda verilen bağlantılar

1 yor: to “ kabuslarla yaşıyorum. so far...